LENTORAAKADEMİ & DIGITALTR | EN

This resource is available in Turkish. The navigation is shown in English.

Konuyla Ne Alaka?

Eski Kıyafetleri “Evde Giyerim” Diye Saklamak ile Geçmişe Takılıp Kalmanın Gizli Psikolojisi


​Dolabın en ücra köşesinde, muhtemelen 2018 yazından kalma, rengi solmuş o tişört duruyor. Üzerinde leke var mı? Var. Yakası esnekliğini yitirmiş mi? Kesinlikle. Peki dışarı giyilir mi? Asla. O halde o cümle kurulur: “Neyse, evde giyerim ya.”
​İşte modern insanın en büyük yalanlarından biri resmi olarak söylenmiştir. O kıyafet o evde giyilmez, giyilse bile aslında mesele kumaşın konforu değil, beynimizin bize oynadığı nostaljik bir oyundur.


​Giysi Değil, Zaman Kapsülü


​Eski kıyafetleri atmaya kıyamamak, nesnelere yüklediğimiz duygusal anlamlarla doğrudan ilgilidir. Psikolojide “gömülü nesne” veya “bağlanma teorisi” dediğimiz şey, sadece eşyalarla sınırlı kalmaz; o eşyanın üzerimizde olduğu anki kimliğimize, yaşımıza ve hatta o dönemki umutlarımıza tutunma çabamızdır.


​O soluk tişörtü dolapta tuttuğumuzda, aslında sadece pamuk ipliklerini saklamıyoruz. Üniversitedeki o kaygısız günleri, ilk iş görüşmesindeki heyecanı ya da yaz tatilindeki o özgür hissi deftere kaldırırcasına saklıyoruz. “Evde giyerim” bahanesi, beynimizin geçmişe duyduğu özlemi mantığa bürüme (rasyonalizasyon) biçimidir. Atmak, o anılara ve o zamanki benliğimize veda etmek gibi hissettirir.


​Geleceğe Değil, Düne Yatırım Yapmak


​Minimalizm akımları bize her şeyin fazlalık olduğunu söylerken, dolabımızdaki bu “yedek” yığını her geçen gün büyür. Çünkü insan, bilinmezlikle dolu geleceğe hazırlanmaktansa, tanıdık ve konforlu olan geçmişe tutunmayı tercih eder. O kıyafeti giyip evde kahve içtiğimizde, kendimizi sanki zaman makinesine binmiş gibi güvende hissederiz. Oysa bugünün gerçeği, üzerimizde bol gelen ve motivasyonumuzu düşüren eski bir kumaş parçasından ibarettir.


​Temizlik Değil, Bir Zihin Arınması


​Marie Kondo’nun “Size ne hissettiriyor?” sorusu tam da burada devreye giriyor. O kıyafetler size artık bugünü değil, sadece dünleri hatırlatıyorsa, aradaki bağı koparmanın vakti gelmiştir. Dolabın kapaklarını açıp “Acaba evde giyer miyim?” diye düşündüğünüz her an, aslında gelecekteki yerinizi geçmişin eşyalarıyla işgal ediyorsunuz demektir.


​Bazen en cesur adım, o soluk tişörtü çöpe atarken zihne şunu söylemektir: “Güzel zamanlardı ama artık bugündeyim.”


​Peki, senin dolabında “nasıl olsa evde giyerim” diyerek yıllardır sakladığın ama yüzüne bile bakmadığın o efsane parça hangisi? İtiraf etme vakti!