LENTORA AKADEMİ

Lentora Günlükleri

Bu bölüm hazırlanıyor. Yeni içerikler çok yakında burada olacak.

Şarjı %1 ile Hayatta Kalmaya Çalışan Telefon ile Modern İnsanın Tükenmişlik Sendromu

​Ekranın sağ üst köşesindeki o küçük pil simgesi artık kırmızıya döndü. İçindeki o minik yeşil çubuk tamamen eridi ve geriye sadece kalp atışını hızlandıran o korkunç rakam kaldı: %1. ​O an dünyayla olan bağınızın pamuk ipliğine bağlı olduğunu bilirsiniz. Ekran parlaklığı kendi kendine en dibe iner, arka plandaki tüm uygulamalar can havliyle kapatılır ve telefon,…

Devamını Oku…

Buzdolabının Önünde 10 Dakika Boş Boş Beklemek ile Karar Felci Arasındaki Derin Bağ

​Gecenin bir yarısı, sessiz evde mutfağa adımlarınız yönelir. Hedef bellidir: Buzdolabını açmak ve içindeki gizemli evreni incelemek. Buzdolabının kapağı açılır, o sarımtırak sıcak ışık yüzünüze vurur. Ve o an başlar. 10 dakika boyunca kapağı sonuna kadar açık, önünde öylece dikilirsiniz. İçeride peynir vardır, zeytin vardır, dünten kalan makarna vardır ama zihniniz tamamen donmuştur. “Ben buraya…

Devamını Oku…

Kısa Çöp Neden Bize Kalır? Kura Çekmenin Gizli Psikolojisi ve Hayatın Rastlantılarıyla Bağı

​Hayatın en adil(!) ve en gergin anlarından biri, bir avuç kibrit çöpünün arasından uzun olanı çekmeye çalışmaktır. Biri gizlice çöpü kısaltır, eller yumruk yapılır, eller arkaya saklanır ve o an gelir: “Kısa çöpü çeken kurbanı seçer / hesabı öder / bulaşığı yıkar.”​Peki, yüzyıllardır aramızda yaşayan bu ilkel kura çekme ritüelinin kökeni nereye dayanıyor? Ve en…

Devamını Oku…

Eski Kıyafetleri “Evde Giyerim” Diye Saklamak ile Geçmişe Takılıp Kalmanın Gizli Psikolojisi

​Dolabın en ücra köşesinde, muhtemelen 2018 yazından kalma, rengi solmuş o tişört duruyor. Üzerinde leke var mı? Var. Yakası esnekliğini yitirmiş mi? Kesinlikle. Peki dışarı giyilir mi? Asla. O halde o cümle kurulur: “Neyse, evde giyerim ya.”​İşte modern insanın en büyük yalanlarından biri resmi olarak söylenmiştir. O kıyafet o evde giyilmez, giyilse bile aslında mesele…

Devamını Oku…

Birine ‘hayır’ diyemediğinde…

Neden hayır diyemiyorum?” sorusunu kendine sormaktan ve her seferinde kendini suçlamaktan yorulmadın mı? ​Birine “hayır” demek istediğinde boğazında o tanıdık düğüm oluşuyorsa, göğsün sıkışıyor ve sanki büyük bir suç işliyormuşsun gibi hissetmeye başlıyorsan, dur! Sana çok önemli bir gerçeği söylemek için buradayım:​Bu bir cesaretsizlik sorunu ya da özgüven eksikliği değil. Bu, senin sinir sisteminin hayatta…

Devamını Oku…

Sırf birileri kırılmasın diye ‘evet’ dediğin her an…

Başkalarını mutlu etmek için harcadığın o sonsuz enerjinin ne kadarı günün sonunda sana kalıyor? Herkesin her çağrısına koşmak, her beklentiyi göğüslemek seni “iyi” biri yapabilir ama seni “sen” yapmaya yetmez. Kendine ait bir alan bırakmadığında, zamanla o alanda başkalarının gölgeleri yaşamaya başlar. ​Unutma; sınırların, insanlarla arana ördüğün bir duvar değil; kendi öz değerini koruduğun güvenli…

Devamını Oku…

Gidersen yıkılacaklar ama ya kalırsan?

Başkalarının hayatı altüst olmasın diye kendi dünyanı kaç kez feda ettin? Kurduğun o güçlü kalenin içinde herkes güvende ve mutlu görünürken, duvarların arkasında görünmez olan tek kişi sensin. Fedakarlık, kendi varlığını tamamen silmek demek değildir. Bugün bir dur ve hatırla: En son ne zaman sadece kendin için bir şey yaptın? En sevdiğin renk neydi sahi?…

Devamını Oku…

İnsanları kurtarmaya çalışıyorsun…

Sürekli birilerini iyileştirmeye, arkalarını toplamaya ve hayatlarını düzeltmeye çalışırken fark ettin mi; en çok kendini arkada bıraktın. Bu bir “fedakarlık” değil. Bu, dünyada konuşulan adıyla “Gölge Kontrol Arzusu”. İnsanları kurtarmaya çalışıyoruz çünkü sınır çizemiyoruz ve kendi içimizdeki boşlukla yüzleşmekten korkuyoruz. Ama başkalarını kurtarmayı bıraktığında başlar hayat. Sinir sistemini kilitleyen o suçluluk duygusundan sıyrılıp, hayatını kendi…

Devamını Oku…