Hayır dedikten sonra neden suçluluk hissediyoruz? Sınır koymanın en zor kısmı bazen “hayır” demek değil, karşımızdaki kişinin bundan hoşlanmamasına dayanabilmektir.
Hayır diyebiliyorsun. Peki sonrasında ne oluyor?
Sınır koymak üzerine konuşurken çoğu zaman aynı tavsiyeyi duyuyoruz:
“Hayır demeyi öğren.”
Ama bazı insanlar için asıl mesele hiçbir zaman o kelimeyi söyleyememek değildir.
“Hayır” diyebilirler.
Sorun birkaç saniye sonra başlar.
Karşındaki kişinin yüzü değiştiğinde.
Mesajı kısaldığında.
Sesi soğuduğunda.
Sana eskisi kadar sıcak davranmadığında.
Ya da hiçbir şey söylemediği hâlde onun rahatsız olduğunu düşündüğünde.
İşte o anda verdiğin karar değil, karşındaki kişinin kararına verdiği tepki seni yönetmeye başlayabilir.
Sınırını neden geri çekiyorsun?
Birine hayır dedikten sonra kendini uzun uzun açıklama ihtiyacı hissediyorsan, hemen arkasından başka bir şey teklif ediyorsan ya da onun gönlünü almak için fazladan çaba göstermeye başlıyorsan aslında ilginç bir şey oluyor:
Sınırı koymuş oluyorsun ama ardından yarattığı rahatsızlığı ortadan kaldırmaya çalışıyorsun.
“Bugün gelemem.”
dedikten birkaç dakika sonra:
“Ama istersen yarın mutlaka gelirim.”
“Bunu yapamayacağım.”
dedikten sonra:
“Yanlış anlama, aslında çok isterdim ama…”
demeye başlıyorsun.
Bazen açıklama o kadar uzuyor ki sonunda söylediğin “hayır”, neredeyse özür dilenmesi gereken bir şeye dönüşüyor.
Çünkü mesele yalnızca sınır değil, onay olabilir.
Bir insan uzun süre ilişkilerindeki huzuru kendi ihtiyaçlarından daha önemli tutarak yaşamışsa, başka birinin memnuniyetsizliği ona sıradan bir duygu gibi gelmeyebilir.
Bir alarm gibi gelebilir.
“Bana kızdı.”
“Beni yanlış anlayacak.”
“Artık benim hakkımda kötü düşünecek.”
“Aramız bozulacak.”
Ve zihin bu rahatsızlığı hızla ortadan kaldırmak ister.
Bunun en kolay yolu da sınırı esnetmektir.
Bu yüzden bazen “hayır diyemiyorum” dediğimiz şeyin altında çok daha farklı bir cümle vardır:
“Birinin benden memnun olmamasına dayanmakta zorlanıyorum.”
Bu ikisi aynı şey değildir.
Ve aradaki farkı görmek önemlidir.
Sağlıklı bir sınır herkesi mutlu etmek zorunda değildir.
Burada çok basit ama rahatsız edici bir gerçek var:
Sınırlarının bazı insanları rahatsız etmesi mümkündür.
Çünkü senin sınırın bazen onların senden alıştıkları şeyi artık alamamaları anlamına gelir.
Her aradığında ulaşabildiği kişi artık ulaşılabilir olmayabilir.
Her sorunu çözen kişi bu kez “bunu ben üstlenmeyeceğim” diyebilir.
Her defasında programını değiştiren kişi bu kez kendi planını koruyabilir.
Bu değişiklik karşı tarafın hoşuna gitmeyebilir.
Ama onun hoşnutsuzluğu, senin yanlış yaptığının otomatik kanıtı değildir.
Kendine şu soruyu sor
Bir dahaki sefere “hayır” dedikten sonra hemen açıklama, düzeltme veya telafi etme isteği geldiğinde birkaç saniye bekle.
Ve kendine şunu sor:
“Şu anda gerçekten fikrimi mi değiştirdim, yoksa karşımdaki kişinin benden memnun olmamasına dayanamadığım için mi sınırımı geri çekiyorum?”
Cevap bazen düşündüğünden çok daha fazlasını gösterebilir.
Çünkü kendine dönüş, her zaman büyük kararlarla başlamaz.
Bazen yalnızca söylediğin bir “hayır”ın arkasında kalabilmekle başlar.
Lentora notu
Başkalarının duygularını yönetmeye çalışırken kendi sınırlarını ne kadar geri çektiğini fark etmeye başladıysan, bu konu Lentora’da üzerinde çalıştığımız daha büyük bir meselenin parçası:
Başkalarını sürekli kollarken kendini nerede bıraktığın.
Kendine dönmek için önce bunu fark etmek gerekiyor.
Lentora — Yönünü yeniden kendine çevir.
