Sonra bakarım diye açık bıraktıklarımız
Telefonunda ya da bilgisayarında kaç sekme açık?
Belki bir tarif. Belki yarısında bıraktığın bir yazı. İki ürünün karşılaştırması, bakılacak bir adres, ne zaman dolduracağın belli olmayan bir form. Hepsini kullanmıyorsun. Bazılarının neden açık kaldığını bile hatırlamıyorsun. Yine de kapatırken küçük bir tereddüt geliyor: “Sonra lazım olur.”
Gündelik hayatta da benzer bir his yaşayabiliyoruz. Cevap bekleyen bir mesaj, yapılması gereken bir arama, ne zaman konuşulacağı belli olmayan bir mesele… Günün içinde başka şeylerle uğraşırken bunlardan biri ansızın akla düşebiliyor. O an yapacak bir şeyimiz olmasa bile, orada olduğunu yeniden hatırlıyoruz.
Bu benzetme, zihnin gerçekten bir bilgisayar gibi çalıştığı anlamına gelmiyor. Açık sekmeler yalnızca tanıdık bir görüntü: Önümüzde durmayan ama henüz yerini de bulmamış şeyleri düşünmemizi kolaylaştırıyor.
Görünürde dinlenirken
Akşam olmuş. Yapılacakların bir kısmı bitmiş, bir kısmı kalmış. Bir koltuğa oturuyorsun. Sonra yarın gönderilecek dosya aklına geliyor. Dosyayı düşünürken geri dönmediğin mesajı hatırlıyorsun. Mesajdan, haftalardır karar veremediğin başka bir konuya geçiyorsun.
Dışarıdan bakıldığında hiçbir şey yapmıyormuş gibi görünebilirsin. Oysa sen, birbirine benzeyen ama aslında farklı cevaplar isteyen meselelerin arasında dolaşıyorsundur.
Böyle anlarda kendimize hemen “Neden dinlenmeyi beceremiyorum?” diye yüklenmek kolay. Ancak yaşadığımız her güçlüğü kişisel bir eksiklik gibi yorumlamak gerekmiyor. Bazen ortada yalnızca çok sayıda iş vardır. Bazen belirsizlik, bazen de tek kişinin taşıyamayacağı kadar sorumluluk.
Yarım kalanın akla gelmesi
Yarım kalmış hedeflerle ilgili bir araştırma, bu gündelik deneyimin bir bölümünü incelemişti. Masicampo ve Baumeister’ın 2011’de yayımladığı deneylerde, tamamlanmamış hedefler bazı görevler sırasında araya giren düşüncelerle ve dikkatin bölünmesiyle ilişkili bulundu. Katılımcıların hedeflerine ilişkin belirli planlar oluşturması, araştırmadaki bazı dikkat bölünmesi etkilerini azalttı. İşin gerçekten tamamlanması gerekmemişti. Araştırmanın özeti
Bu bulguyu “Bir liste yap, zihnin tamamen boşalsın” reçetesine çeviremeyiz. Deneylerde görülen sonuçlar, herkesin günlük hayatındaki bütün yükleri açıklamaz. Yine de dikkate değer bir ayrım sunar: Bir şeyi yalnızca hatırlamaya çalışmakla, ona nasıl döneceğini belirlemek aynı şey olmayabilir.
“Sonra”nın bir adresi var mı?
“Şu işi bir ara halletmeliyim” dediğimizde işin varlığını kabul etmiş oluruz. Ama ne zaman, nasıl ve hangi koşulda ele alacağımız açık kalır.
“Çarşamba öğle arasında ilgili yeri arayacağım” dediğimizde ise meseleye küçük bir adres vermiş oluruz. İş hâlâ yapılmamıştır. Sonuç da garanti değildir. Fakat artık kendimize söylediğimiz şey biraz daha somuttur.
Buradaki fikir, hayatı dakikası dakikasına programlamak değil. Her boşluğu yeni görevlerle doldurmak da değil. Bazı meselelerin sürekli “unutma” diye geri gelmesini beklemek yerine, onlara dönebileceğimiz gerçekçi bir yer açmayı düşünmek.
Elbette planın gerçekleşmediği günler de olur. Çocuğun hastalanır, mesai uzar, beklediğin bilgi gelmez. Planı değiştirmek, baştan yanlış yaptığın anlamına gelmez. Günün koşulları değişmiştir; onun da yeniden düzenlenmesi gerekebilir.
Her açık sekme senin görevin olmayabilir
Bu noktada daha önemli bir soru var: Aklımızı meşgul eden her şeyi gerçekten bizim mi tamamlamamız gerekiyor?
Başkasının yanıt vermesini beklediğimiz bir konuyu, daha çok düşünerek hızlandıramayabiliriz. Artık istemediğimiz bir planı sürdürmek zorunda olmayabiliriz. Ortak bir sorumluluğu, kimseyle konuşmadan tek başımıza üstlenmiş olabiliriz.
Böyle durumlarda çözüm her zaman daha düzenli olmak değildir. Bazen bir sınırı konuşmak, bir kararı değiştirmek, yardım istemek veya sorumluluğu paylaşmak gerekir. Her meseleyi yapılacaklar listesine eklemek, aralarındaki farkı görünmez hâle getirebilir.
Örneğin “Evle ilgili her şeyi takip etmek” tek bir görev gibi görünür. Oysa içinde karar verme, hatırlatma, alışveriş, iletişim ve planlama vardır. Bunların hepsini bir kişinin zihninde tutması gerekiyorsa, sorun yalnızca o kişinin zamanını nasıl kullandığı olmayabilir.
Bir şeyi taşımakla onunla ilgilenmek
Bir meseleyi gün boyunca düşünmek, onunla ilgilendiğimiz hissini verebilir. Fakat bazen aynı sorunun çevresinde dönüp dururuz; ne bir sonraki adım belirginleşir ne de yük hafifler.
Belki de açık sekme benzetmesinin işe yaradığı yer burasıdır. Her şeyi kapatmayı emretmez. Önce neyin açık olduğunu, neden açık kaldığını ve gerçekten bize ait olup olmadığını fark etmemize alan açar.
Bugün tamamlanamayacak işler olabilir. Cevabı hemen bulunamayacak sorular da. Hayatın bütün pencerelerini aynı anda kapatmak zorunda değiliz.
Ama bir işin bekliyor olmasıyla, onu her an aklımızda tutmak zorunda hissetmek arasında bir fark olabilir.
Senin zihninde en sık yeniden açılan sekme hangisi?
